27 Ağustos 2010 Cuma

Yalansız, karşılıksız, sevgiyle….

Hayatta tekdüzelikten, monotonluktan sıkılıp yaşamlarını zindan eden insanlara inat gibi olacak bu satırlarım;
Hayatımda durduramadığım ama 24 saat olan günüde yetiştiremediğim tempomda günü dostlarla bitirmenin keyfini yaşıyorum son zamanlarda.
Sevginin en güzeli olan dostluk,
Çocuk sevgisinden sonra sevgilerin karşılıksızlığın en büyüğü diye düşündüğüm, düşündükçe sevindiğim, sevindikçe şanslı olduğumu kendime onadığım ve bunun gururu ve mutluluğu içinde yorulmadığım, beklide yorulup da yorgunluğumu bastırdığı için anlamadığım yatağıma ayağımı uzattığımda gülümseyerek günü anarken olan yorgunluğu da unutup yeni güne başlıyor gibi dinçleştiğim dost sohbetlerinin sonrası…
Bazen acıyı, bazen sevinci katık yaptığımız, sağa sola çarpmadan duvar örmeden dile getirdiğimiz densizliklerimizin, arsızlıklarımızın, boşluklarımızın eleştirilmediği gizli kapaklı defterler gibi kapanan konuda sırlaşan dertlerimizin dert ortakları.
Her yeni güne ışık tutan bir ayrı tebessümle yaklaşıyoruz birbirimize. Can gibi, yar gibi, candan gibi sen gibi, ben gibi. Kim olduğunun, ne olduğunun değil de sadece dost olduğunun önem taşıdığı hikaye kahramanları gibi.
En hırçın günlerimde yatıştığım, en mahzun günlerimde gülebildiğim, sıkmayan ama salıp bırakmayan bitişik değil ama iç içe olduğum içten olduğum, yalnız olduğum değil onsuz olduğum için sığındığım, yalnız olduğu değil bensiz olduğu için sığındığı….
Yolları dert etmeden, mesafeye kanmadan gittiğim, gelindiğim…
Aileden sonraki en vazgeçilmezi insanın, seçme şansı olup da, şanslıysa bulabildiği…
Yalansız, karşılıksız, sevgiyle….

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Birileri dedi ki...