11 Temmuz 2010 Pazar

KURT SEYT ve MURKA


Serinin ikincisi olan bu kitabı okurken duyduğum baştaki şaşkınlık, kırgınlık sayfalar ilerledikçe yerini dehşete, vahşete, acıya,kalp sızısına, acımaya, isyana ve artık sonlara geldikçe de gözyaşına bıraktı.
Başından sonunu asla tahmin edemediğim öykülerle sıralanmış bu kitapta, savaşa lanetler yağdırdığım dakikalar hiç de az değildi. Türk olmanın ayrıcalığını bir kez daha yaşadığım bölümlerde gururum, ATA'mın bu dünyadan göçünü anlatan bölümdeki ızdırabım, 2.Dünya savaşına katılmadığımız dönemde bile ülkemi saran sefalet ve acı,savaşın acımasız yüzünü hele Kırımlı olmanın eziyetini dile getiren satırlardaki duygu karmaşam,ve bu arada bir ailenin geçim sıkıntısı.Küçicük bir kızken,kadın olan Mürvet'in önce ailesinden kopamaması, evliliğe alışması, yakışıklı ve farklı dünyanın insanı olan kocasına duyduğu kıskançlık, ne yapamayacağını bilemeyen çaresizliği, görmediği rahat hayata alışması, Seyt' in inadı ile son bulan ve sürekli yeniden başlanan yeni hayatlar. Her yeni başlangıçta kaybolan, kırılan hevesler hayata tutunma savaşları.
Yeni bitişlere gebe yeni başlangıçlar.....
Ve tükeniş.......
Ve son.....
Ve sonsuzluk.....
Ve geçmişsizlik.......
Ve yaşamın kıyısında yaşanamamışlık.....