Herşey üstüme geliyor ama herşey.
Dünya tüm acımasızlığı ile yine karşımda işte.
Gözlerimde kilitli kalmış,gözpınarlarımdan bile saklanan yaşlar kocaman bir boşluğun içinde çırpınıp duruyor.Kederimin dışa vurumunu görmesin kimseler diye.
Ve ben çoğu kez kendimden bile sakladıklarımla yüzyüze gelirken ürperiyorum.
Bu küçücük bedene nasıl sığdırıyorum bunca üzüntüyü,telaşeyi,karmaşayı diye.
Varoluşla yokoluş arasındaki ince çizgide hiçbişey olamayışı yaşıyorum belkide.
Dilimle aklımın uyumsuzluğu, gülümsemelerimin ardındaki hüzün ve boş konuşmaların ötesindeki suskunluğum.En beteride kalbimde dinmek bilmeyen ince sızı. Belirsizliklere,anlaşılmazlıklara,çözümsüzlüklere...
Herşeye rağmen yaşatmaya çalıştığım duygularım,
İstanbulda olmasaydım diyorum bazen, ya bu şehirde olmasaydım! Canım çok yandığında yada çok hüzünlü bir ruh haline büründüğümde sığındığım limanım olan bu şehir,en acı günlerimde bana arkadaşlık etmiş, hüznümü, neşemi paylaşmış, suskunluğumda gözlerimle konuştuğum dalgalar, sevincimde gülümseyerek pozlar verdiğim, sakin,uslu,maif,her duyguya bir mekan bulunabilecek Anadolu yakası, daha kısa vakitlerde yada yanlızlığın dibe vurduğu zamanlarda Avrupa yakası. Kıblem benim bu şehir. Kalbim ve Kıblem en acımasızlılarım ama en sevdiklerim...
Yazacak onca şey varken çalan bir telefonla toz bulutu olmuş kelimeler:(( Gerisini yine derinlerimde saklamam gerektiğinin bir belirtisi belkide.Başka bir duyguya başka bir yaşanmışa saklanması gereken kelimeler.............
Kalem Tutamayınca
-
Eskiden, yani ortaokul-lise yıllarından bahsediyorum, birine gıcık oldum mu
eyleme geçerdim. Bir şeyler yapardım işte. Öyle büyük kötülükler değil ama
küçü...
7 yıl önce

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Birileri dedi ki...